Dünyamızı keşfetmeye hazır mısınız? dağlar, ovalar, göller... ülkeler, şehirler, kasabalar... değişik kültürler...
Hepsi bizi bekliyor...

14 May 2013

KUZEY ISPANYA II. CANTABRIA VE SANTILLANA DEL MAR

Deniz ile Devri Alem denizmontreal.blogspot.com
Kantabriya kırsalı tam bir cennet!
Yoldayız. Bask toprakları geride kalmaya başladı, artık iki dildeki tabelalar bitiyor, sadece İspanyolca konuşuluyor buralarda, Kantabriya (Cantabria) İspanya'daki özerk bölgelerin en küçük olanlarından biri, konum olarak Asturya (Asturias) ile Bask bölgeleri arasında yer alıyor, güneyinde ise  Kastilya Leon (Castilla y Leon) bulunuyor.

Yemyeşil bir doğanın içinde serpiştirilmiş gibi duran köylerin, kasabaların arasından geçiyoruz. Kantabriya'da kışlar bol yağmurlu olup, yazlar çok sıcak geçmiyor.  Biscay körfezi ile Kantabriya dağları arasındaki bu verimli topraklarda tarım ve hayvancılık yapılıyor.
Komşusu Bask bölgesinin aksine merkezi yönetime canı gönülden destek veren, İspanyol geleneklerine uygun yaşayan bir bölge burası, zaten başkent Madrid yazın buraya taşınıyormuş duyduğumuza göre, sahil boyunca sıralanan siteler ve sayfiye evleri aynen bizde olduğu gibi kış boyunca sahiplerini bekliyor.

Kantabriya, "Unesco Dünya Kültür Mirası" listesine dahil olan "Altamira" mağarasının da bulunduğu tarihi bir bölge, bu mağara ilk insanlara ait çeşitli izlerin ve bazı çizimlerin keşfedildiği diğer mağaralarla birlikte bir hazine gibi korunuyor.

Deniz ile Devri Alem denizmontreal.blogspot.com
Santillana'ya yaklaşırken bu sevimli koyunları görüyoruz...
Kuzey İspanya yolculuğuna  çıkmadan önce yaptığım araştırmada Kantabriya'da bulunan bir köyün İspanya'nın en güzel köyü olduğuna dair yazılar gözüme çarptı, "bir de biz bakalım, gerçekten öyle mi" dedik. Bu bölgede geçireceğimiz zaman kısıtlı olduğu için  yol dahil dört saatimizi  "Santillana Del Mar" için ayırdık. Navigatöre bakarsak Gatika'dan sonra 2 saatlik bir yol vardı, yaklaşık bir buçuk saat sonra harika çiçeklerle bezenmiş tarlaları görünce adeta kendimden geçtim. Yabani çiçekleri çektim bol bol, arabaya bindikten hemen sonra kocaman iş makineleriyle karşılaştık, yüz metre kadar sonra ise merakla beklediğimiz köye giden ana yolun kapalı olduğunu gördük. Yine de şanslıydık, yan yol gibi bir yere çıkış vermişler. Bir patikadan pek farkı olmayan yolda giderken navigatörün aklı karıştı herhalde ki sürekli geri dönün demeye başladı muhteşem ingilizcesi ile:) nedense sesli yönlendirmede ben hep "British " ingilizcesi seçeneğini tercih ediyorum, sanki  daha iyi anlarım gibi geliyor bana, bu arada bir süre aynen Butron kalesinde olduğu gibi epey bir dolaştık durduk, bir kasaba ya da benzin istasyonu olsa öğrenmeye çalışacağız, artık  karşımıza sadece çiftlik evleri ve ağıl benzeri yerler çıkıyor, maceraperest ruhum uyandığı için ben halimden memnunum,
ama oğlum arka koltukta söylenip duruyor, boş ver anne diyor ama olacak iş mi, madem o kadar meşhurmuş bu köy, muhakkak yakında bir tabela görürüz...  


Deniz ile Devri Alem denizmontreal.blogspot.com


Deniz ile Devri Alem denizmontreal.blogspot.com
Santillana Del Mar 
Santillana Del Mar sadece köyün adı değil, köyü çevreleyen toprakların genel adıymış, köy bizim dolanıp durduğumuz yabani çiçeklerle dolu tarlaların biraz yukarısında bir tepeye kurulmuş, kendi kendimize bulduk bir süre sonra. İlk önce nasıl bir yer olduğu anlaşılmıyor, bir kaç küçük otel gördük, turistler bahçede güneşleniyordu, derken taş yapılı ya da yarı ahşap olan evleri görmeye başlayınca hayalimde canlandırdığım "köy"olayından biraz uzaklaştım, bizim alışık olduğumuz köylerle pek alakası yok buranın, hemen girişte bir turist enformasyon bürosu yapmışlar, yanında da  epey büyük bir park yeri. Çok az araba vardı, turizm sezonu henüz tam olarak başlamadığı için olsa gerek. Turizm bürosundan İçeri girer girmez memur görünümlü bir kadıncağız hemen bir broşür tutuşturdu elimize, henüz restoran, kafe gibi yerlerin tam açılmadığını, ama hemen köyün girişindeki sokaktaki bir kaç yerin açık olduğunu söyledi, sonra nereden geldiğimizi sordu ve önündeki deftere bir  işaret koydu, istatistik tutuyorlar herhalde, bunları yaparken öyle bir ciddiyet takındı ki gülmemek için kendimi zor tuttum. Bir hediyelik eşya dükkanı gördük, adet yerini bulsun diye hemen bir magnet kaptım, artık doğru köye gezmeye...

Deniz ile Devri Alem denizmontreal.blogspot.com
köyün evleri eski olsa da bakımlı....
Deniz ile Devri Alem denizmontreal.blogspot.com
köyün en sevimli sokaklarından biri...

Santillana Del Mar tipik bir İspanyol köyünden biraz farklı, her şeyden önce  önemli bir hristiyan hac merkezi olan Santiago de Compestela'ya giden meşhur hac yolunun üstünde bulunuyor, yani hacıların bu yol üzerindeki duraklarından biri. Köyün kendine özgü bir mimarisi var, bizim cumbalı evler dediğimiz tipte evler olduğu gibi eski konaklara benzeyenleri de gördüm. Sanırım  evlerin ve diğer binaların bazıları restorasyondan geçirilmiş, köyün VII. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişi var, burası sanki bir açık hava müzesi gibi düşünülebilir, bizim eski sokaklarımıza benzeyen taş yollarıyla binaların sevimli ve estetik görüntüsü birleşince hakikaten güzel bir köy ortaya çıkıyor, biraz resim çektik, sakin ve sevimli sokaklarında dolaştık, özellikle balkonların güzelliği dikkatimi çekti, çiçekleri çok seviyorlar buralarda, küçücük bir balkon çıkıntısına bile muhakkak bir saksı yerleştiriyorlar...

Karnımız zaten bir süredir aç olduğu için gezmeye ara verip açık bir kaç yerin olduğu sokağa geldik, küçük bir avlusu olan yerde karar kıldık, sevimli bir hanım menüyü getirdi, İngilizce menü yokmuş, bakıyoruz öyle sanki anlarmışız gibi, bir de bize uzun uzun bir şeyler anlatmaya başlamaz mı, anlamıyoruz falan dedik ama işaret dilinden de anlamıyor,... derken yemeklerini bitirmiş kahvesini içen bir genç adam imdadımıza yetişti, yabancılara emlak pazarlıyormuş, çevirmenliğimizi yaptı,
denize çok da uzak değiliz, öğle menüsünde deniz ürünleri varmış, ben kalamar güveç istedim, meğerse kendi mürekkebi içinde pişiriliyormuş, siyaha yakın renkte bir yemek geldi, hemen eşimle değiş tokuş yaptık, ben de onun minik midyelerle hazırlanan güvecini aldım, çok lezzetliydi, güzel de bir salata hazırlamışlar, pek hoşumuza gitti.

Deniz ile Devri Alem denizmontreal.blogspot.com


Deniz ile Devri Alem denizmontreal.blogspot.com
deri çantalar, bastonlar... hediyelik eşya dükkanı 
Daha önce söylediğim gibi köy oldukça sakindi, sanırım Haziran'da kalabalık olmaya başlar, bazı el işleri ve peynir,vs. gibi yöresel ürün satan dükkanları gördük, ama hepsi kapalıydı, kışların biraz uzun geçtiğini ve Nisan'da bol bol yağmur yağdığını düşünecek olursak, limon gibi bir havada köyü gezdiğimiz için şanslıydık.

Deniz ile Devri Alem denizmontreal.blogspot.com
bahar çiçekleri...
Köyden uzaklaşırken  dönüp uzun uzun baktım, bilmiyorum gerçekten İspanya'nın en güzel köyü burası mı, ama biz çok sevdik Santillana Del Mar ve Kantabriya'nın bozulmamış doğasını!

Biraz geri kalmış gibi duran kendine özgü bir bölge burası, öyle ikide bir benzin istasyonu yok. Çayır, çimen... her yerde koyunlar, inekler, atlar... insanın tüm stresini alıyor... Artık bizi Asturias'a götürecek olan ana yola sapmak üzereyiz,  Oviedo bizi bekler!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder